apaçık

[a'paçık]
s. 特别明显的, 直接了当的

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • apaçık — sf., ğı Çok açık, çok belirgin Apaçık bir yalanla kızı yanından uzaklaştırıyordu. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • apaçıklık — is., ğı 1) Apaçık olma durumu 2) fel. Bir şeyin, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın açık bir biçimde görünmesi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aşikâr — sf., Far. āşikār Açık, apaçık, belli, meydanda olan Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller aşikâr etmek aşikâr olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayan beyan — zf. Besbelli, apaçık, açık seçik bir biçimde Fakat hepsinin yüzünde korku ve endişe emarelerini ayan beyan görmüştüm. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bar bar — zf. 1) Bağırmak fiili ile kullanılarak bağrışın öfkeli ve yüksek sesle olduğunu anlatan bir söz Adamcağız bar bar bağırdı ama dinleyen olmadı: 2) Bağırmak fiili ile apaçık görünmek, ortada olmak anlamında kullanılan bir söz Ben esrarlıyım, ben… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bedahet — is., esk., Ar. bedāhet 1) Besbelli, apaçık olma durumu 2) Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bedihi — sf., esk., Ar. bedīhī Besbelli, apaçık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belit — is., man. Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, aksiyom Tüm, parçaların her birinden büyüktür sözü bir belittir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bembeyaz — sf. 1) Çok beyaz veya apak Yanında kapkara yüzlü, bembeyaz dişli bir de zenci vardı. R. H. Karay 2) zf. Pırıl pırıl, apaçık bir biçimde Bütün İzmit bir leylak demeti gibi bembeyaz, gözlerinin önüne açıldı. A. İlhan Atasözü, Deyim ve Birleşik… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • besbelli — sf. 1) Açık, apaçık, çok belli Açlığını kim duyar eğri ovaların, yanık dağların / Ölülerin duymadığı besbelli. F. H. Dağlarca 2) zf. Anlaşıldığına göre, anlaşılıyor ki …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çıplak — sf., ğı 1) Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak Kız, çıplak tabanlarını bozuk yolda şaplata şaplata köyün içerisine doğru uzaklaştı. E. E. Talu 2) Saçsız (baş) 3) Üzerinde yeşillik olmayan (arazi)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.